aşk ile ışık
ruhuna ermek ister
ayfalardan sarı
çiçekler kopar
ben uzak
mercan hazlarında
parmak uçlarında
eriyen deniz yıldızı
olsa olsa
sezgi bağışıklığı
gitmeden gördüğün
avuçlarına sardığın
körlerin renk hülasası
üflersen yüreğine
yine senden yana
eserim
külleri aşağılayan
ateşi kutsayan
sen-ben karmaşası
fırtına bağımlılığı
iki yüz görsen
hatıranı tutsak etsen
sandallar kıyılara
tutunamaz
örgülerine tutturduğun
oyuncak bebekler
beşiklerde uykusuz
tararsın saçlarını
elbiselerinden çiçekler kopar
yine de senden yana
akar suyum
sandıklarda kahve rengi elbet
aradığın mor olmalı
nakış nakış dua işlemelisin
derimize ömürlük
ne kadar eski hüznün
gözün köz yorgun
biliyorum
fersah fersah dalgın
seyirlerde
tazeliğin
yedi yaşına
salkım salkım uzanmakta
YAZAN: Emre YAZAN
5 Eylül 2010 Pazar
4 Eylül 2010 Cumartesi
ÇAKI ÇAKMAK AYNA TARAK
gün garibana
gölge olsun ağaç yoksa
kaput sağlam postal çamurda
eh peçete gazete
her yanımız tuvalet beyim
nehirlere düşsek de yıkanmış sayılmayız artık
tırnaklarımın arası mı beyim
ne sen gör ne ben utanayım
yarım eldiven gibi haybeye üşüyorum
mazot mayhoş teneke sarhoş
önce köprüler sonra ben uyurum
dalga desen felek gibi zahir
ayağımıza kadar geliyor da
köpüğünü seyirdeyiz
her yanımız deniz beyim
çayımız tütün otumuz sırra sınır
dönmese dünya sanki ellerimiz titremeyecek
yollar nasırlı yollar
neresinden baksan mavnaya çıkar
keyif çatana da keyfime çatana da
çarşaf deniz kayıtsız cevabını verir
kristal hallerde kırmızı perişan beyim
kayıkhanede kuruş devranı hükümsüz hasrette
payemiz kaytan idi ve gevrek
ince belli ara sıcak
üstümüze susam yağıyordu beyim
tarlalarca bereket beklerdik hep..
YAZAN : Emre YAZAN
gölge olsun ağaç yoksa
kaput sağlam postal çamurda
eh peçete gazete
her yanımız tuvalet beyim
nehirlere düşsek de yıkanmış sayılmayız artık
tırnaklarımın arası mı beyim
ne sen gör ne ben utanayım
yarım eldiven gibi haybeye üşüyorum
mazot mayhoş teneke sarhoş
önce köprüler sonra ben uyurum
dalga desen felek gibi zahir
ayağımıza kadar geliyor da
köpüğünü seyirdeyiz
her yanımız deniz beyim
çayımız tütün otumuz sırra sınır
dönmese dünya sanki ellerimiz titremeyecek
yollar nasırlı yollar
neresinden baksan mavnaya çıkar
keyif çatana da keyfime çatana da
çarşaf deniz kayıtsız cevabını verir
kristal hallerde kırmızı perişan beyim
kayıkhanede kuruş devranı hükümsüz hasrette
payemiz kaytan idi ve gevrek
ince belli ara sıcak
üstümüze susam yağıyordu beyim
tarlalarca bereket beklerdik hep..
YAZAN : Emre YAZAN
31 Ağustos 2010 Salı
REVERANS
denizlerin hafızası yoktur
sular durulduğunda uyku savrulur
uykuların hafızası yoktur
yosunlarla örülü omurgasından
döne döne
düşlerden süzülene
her adımın bir ülke eder
merdiven meridyenlere
ine çıka
eşitliği boşlukta bilenlere
toprağın mayasını verin bana
çürümekse kabulüm;
çile çile
aslıma sor ki göğsünü yırtar can arar
aslını aynadan silenlere
pabucuna name takıştırmış güvercin sana
güle güle
ellerinle kalbine konduğun dem
haber beklemez ki , canın mecalin deminde
gündüz yıldız, gece bulut giyinenlere
daire dediğin özgürlük
çizgiler kavramlara sınır
hile,hile
başının çaresinin başında okuduğu son dua
bile bile
kan ağlayıp kanmayanlara
reverans
YAZAN : Emre YAZAN
sular durulduğunda uyku savrulur
uykuların hafızası yoktur
yosunlarla örülü omurgasından
döne döne
düşlerden süzülene
her adımın bir ülke eder
merdiven meridyenlere
ine çıka
eşitliği boşlukta bilenlere
toprağın mayasını verin bana
çürümekse kabulüm;
çile çile
aslıma sor ki göğsünü yırtar can arar
aslını aynadan silenlere
pabucuna name takıştırmış güvercin sana
güle güle
ellerinle kalbine konduğun dem
haber beklemez ki , canın mecalin deminde
gündüz yıldız, gece bulut giyinenlere
daire dediğin özgürlük
çizgiler kavramlara sınır
hile,hile
başının çaresinin başında okuduğu son dua
bile bile
kan ağlayıp kanmayanlara
reverans
YAZAN : Emre YAZAN
9 Ağustos 2010 Pazartesi
YOKKUŞAĞI
Parmak hesabı ömür
Saymıştım yaz günleri zeytin ağaçlarını
Sonra eteklerde ceviz
Bir daha görmek de neymiş
Ölüm kasabaya inmiş
Uğramaz ki buralara
Benim gözümden dünya
Atlaslar kadar renkliymiş odalarda
Yeni günün töreni küllerin toprağa karışması
Öte ülkelerden gelen masallarda da hiç eksik olmazdı
Savrulan küllerin elbet toprakla kavuşması
Benim aklım daha büyüyecekmiş
İnansam da
Yalnız koklamak isterim meyveleri
Yaprakların arasında
Kasketli telaşeyi izleyen bilge incir gibi
Koca bir yağmur damlasını üstümde taşımak
Pencereler gibi gözü yaşlı değil
Tek ışığım karanlıklarda gözüm
Ölümsüz kuşlar;sizi şimdi hangi sabah benzetsem
Geceden kalmayım
ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI
YAZAN: Emre YAZAN
Turuncu gökyüzü
Güneşe ayırmış sevdasını gökyüzü
Ayırmış en uzun zamanlarını
Gökyüzü;
En derin varlıktır ki O
Hazırmış boşluğunu güneş ile doldurmaya
Kocaman bir yalnızlığı
Tereddütsüzce unutmaya
Güneş;
Karanlığını silmiş gökyüzünün
derinlemesine
Bütün sıcaklığını teslim edip gökyüzüne
Kayboluvermiş ansızın derinliklerinde
Turuncu kalmış gökyüzü
Güneş ;
Bütün ateşini bırakıp gökyüzünün kucağına
Kayboluvermiş derinliklerinde
Yokluğun yarası oluşmuş gökyüzünün içinde
Gökyüzü;
Acısı ateş kırmızısı
Depreşince özlemi
Sararıp solmuş
Turuncu olmuş gökyüzü
Sonrası karanlık
Güneşin yokluğuna gece demişler
Matemine gece demişler gökyüzünün…
İçi hep turuncu kalmış
Yağmur bırakmamış sonraki gününe
YAZAN: Cömert Uygar ERDEM
Ayırmış en uzun zamanlarını
Gökyüzü;
En derin varlıktır ki O
Hazırmış boşluğunu güneş ile doldurmaya
Kocaman bir yalnızlığı
Tereddütsüzce unutmaya
Güneş;
Karanlığını silmiş gökyüzünün
derinlemesine
Bütün sıcaklığını teslim edip gökyüzüne
Kayboluvermiş ansızın derinliklerinde
Turuncu kalmış gökyüzü
Güneş ;
Bütün ateşini bırakıp gökyüzünün kucağına
Kayboluvermiş derinliklerinde
Yokluğun yarası oluşmuş gökyüzünün içinde
Gökyüzü;
Acısı ateş kırmızısı
Depreşince özlemi
Sararıp solmuş
Turuncu olmuş gökyüzü
Sonrası karanlık
Güneşin yokluğuna gece demişler
Matemine gece demişler gökyüzünün…
İçi hep turuncu kalmış
Yağmur bırakmamış sonraki gününe
YAZAN: Cömert Uygar ERDEM
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


