5 Ekim 2010 Salı

FAKİR

boşluğa salınmış katar
hem özgür hem şaşkın
hayalin yok ise
hafızanla başbaşasın

ey yolculuk
böcek seslerini duyduğunda
nerede saklanacaksın?
özünden içre bir nefes yok ise
okyanusun parlak mavisi
hangi ara uzayın öz oğlu oldu?

sair çitlerden seyretsen de
sendeleyeceksin
göl ve saat ; durmuştu
yeşil; mavide durmuştu
görüntü, sirenlerle
siyah künyesini arıyor
felaketinin

sizler o sırada
ellerin kavisiyle dualar yakmaktaydınız
kilise duvarlarına çamur niyetine
boyalar duvarlarla bir oldukça
dilekleriniz ahenksiz
divane terennümünde


yarım bu dua
üşür bu ceket
dönerken cam memleketine
irkileceksin

fani bir tabloda
aczinin aksini soyunurken
güllerine dikenini batırırken
tam kalbinden bir kesit
kıpkırmızı
uykundan edecek

YAZAN : Emre YAZAN
Çizen: Bedirhan PEHLİVANLI

3 Ekim 2010 Pazar

ÜÇ TEKRAR BİR SENKOP

yolunda mıdır
kanımda mıdır
bilmediğin
ne kadar fazla
güneş açtı
içinde bir kıpırtı

ağaçlara tutunan dallarda
dönüp duran ten saati

sen miydin uyandığım
koynunda gümüşi saçlarının
zehrini emiyor

güne sancıyor al al gözlerde
ateşten kundak

yaralısın zahir
başın yerde
cürmün serde
geçer yanından mevsim

bulut sandın
yağmur yağdın
gün saydın
can verdin
şer gördün
cin savdın
sen buldun
ben bildim
dün vardın
tez bildin
geç öldün
hiçe saydın
aşka aydın
can bildin
can saydın
koynuna aldın
kör uyandın
nice kandın


kayıp mıdır
arkamda mıdır
bildiğim
ne kadar toy
güneş söndü
içimde bir kıpırtı

saatlerde dönüp duran
yaprak hışırtısı

benmiydim izinden kaçan
aklımda kırk kanat

YAZAN : Emre YAZAN

5 Eylül 2010 Pazar

SARMAŞIK

aşk ile ışık

ruhuna ermek ister
ayfalardan sarı
çiçekler kopar
ben uzak
mercan hazlarında
parmak uçlarında
eriyen deniz yıldızı
olsa olsa
sezgi bağışıklığı
gitmeden gördüğün
avuçlarına sardığın
körlerin renk hülasası
üflersen yüreğine
yine senden yana
eserim
külleri aşağılayan
ateşi kutsayan
sen-ben karmaşası
fırtına bağımlılığı
iki yüz görsen
hatıranı tutsak etsen
sandallar kıyılara
tutunamaz
örgülerine tutturduğun
oyuncak bebekler
beşiklerde uykusuz
tararsın saçlarını
elbiselerinden çiçekler kopar
yine de senden yana
akar suyum
sandıklarda kahve rengi elbet
aradığın mor olmalı
nakış nakış dua işlemelisin
derimize ömürlük
ne kadar eski hüznün
gözün köz yorgun
biliyorum
fersah fersah dalgın
seyirlerde
tazeliğin
yedi yaşına
salkım salkım uzanmakta

YAZAN: Emre YAZAN
ÇİZEN:Bedirhan PEHLİVANLI

4 Eylül 2010 Cumartesi

ÇİZİM:Bedirhan PEHLİVANLI

ÇAKI ÇAKMAK AYNA TARAK

gün garibana
gölge olsun ağaç yoksa
kaput sağlam postal çamurda
eh peçete gazete
her yanımız tuvalet beyim
nehirlere düşsek de yıkanmış sayılmayız artık
tırnaklarımın arası mı beyim
ne sen gör ne ben utanayım
yarım eldiven gibi haybeye üşüyorum
mazot mayhoş teneke sarhoş
önce köprüler sonra ben uyurum
dalga desen felek gibi zahir
ayağımıza kadar geliyor da
köpüğünü seyirdeyiz
her yanımız deniz beyim
çayımız tütün otumuz sırra sınır
dönmese dünya sanki ellerimiz titremeyecek
yollar nasırlı yollar
neresinden baksan mavnaya çıkar
keyif çatana da keyfime çatana da
çarşaf deniz kayıtsız cevabını verir
kristal hallerde kırmızı perişan beyim
kayıkhanede kuruş devranı hükümsüz hasrette
payemiz kaytan idi ve gevrek
ince belli ara sıcak
üstümüze susam yağıyordu beyim
tarlalarca bereket beklerdik hep..

YAZAN : Emre YAZAN

31 Ağustos 2010 Salı

REVERANS

denizlerin hafızası yoktur
sular durulduğunda uyku savrulur
uykuların hafızası yoktur
yosunlarla örülü omurgasından
döne döne

düşlerden süzülene

her adımın bir ülke eder
merdiven meridyenlere
ine çıka

eşitliği boşlukta bilenlere

toprağın mayasını verin bana
çürümekse kabulüm;
çile çile
aslıma sor ki göğsünü yırtar can arar

aslını aynadan silenlere


pabucuna name takıştırmış güvercin sana
güle güle
ellerinle kalbine konduğun dem
haber beklemez ki , canın mecalin deminde

gündüz yıldız, gece bulut giyinenlere


daire dediğin özgürlük
çizgiler kavramlara sınır
hile,hile
başının çaresinin başında okuduğu son dua
bile bile

kan ağlayıp kanmayanlara
reverans

YAZAN : Emre YAZAN