19 Temmuz 2010 Pazartesi

KAVM-İ KÜL

senelerin ertesinde
ense köklerinde yapışkan ağrılar
sürtünen ayak derilerinin türediği sıcaklarda
metalik hırıltıların gevişine şuursuzluk ediyorum

kalabalıklar ezer geçer
eski kokuları koltukaltlarında becerir
gündönümünde taze terler
çıktığım yollar macundur ,erir

inançların ilk varolduğu sahneler
gözümde büyütür keşifleri
ucuz belalar uykular kadar hafifler
ayın kamçısı aklımın erdiği

YAZAN : Emre YAZAN

ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI

18 Temmuz 2010 Pazar

GÜZEL HAVALAR

şekerleri yakmışlar ılıklarda
dışarıdan geliyor yırtarsan zarlarını dünyaların
ezgi ezgi tütüyor dışımdan içime
şölen gibi karamel gökler yanmış;
tıkanmış akıl artıklarını dışlayalım diye
gözlerin önünden gitmeyen gece bulutları
beklemek ne büyük ahmaklık
yolları gözlenen güneşi geceden istemek
bu formül daha önce denendi
bu formül daha önce daha sonraydı
önce evren pencereye gebeydi
bu gece doğurganlık penceredendi
aşağı fırlattığım kızkardeşlerim düştükçe
yeni hayatlarına büyüdüler
dağılacak mı dersin şeytanın yokluğundan istifade mislik?
yarın uyanırmıyım dersin
gökkuşağının tüm renkleri üstümde uyumuş gibi?
tanrı itiraf etmelidir ki;
yaz akşamları sarhoş olanlar
hep kendisiyle röportaj yapıyor sanıyorlar
yumuşak bir meme hacmiyle ağzımıza dolacak olan güzel havalar
uydurduğum fakirliklere şaşırarak inanmamı istiyor
sevgiyle şekerleme dansı yapıyoruz
dokunduklarımız eriyor damlıyor
kafamız dağınık , toparlamak haddimize değil
pencereler farkedildiğinden bu yana açık...

ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI
YAZAN: Emre YAZAN

GECE ÇAVUŞU

tren raylarında bekliyor gibiyim..
gece düşürmedi buraya gecelerden düştüm
ellerim bağlı olmasa da dilsiz gibiyim
sesler duydum sesler uydurdum
ellerimle odamdan çıktım
kalbin dört odasına vardım
eşiksiz ..
aklın labirenti fikrimin hezimeti
utanç içinde kapılardan
kuru toprak tadlarından
razı gibiyim..
bu ne tuhaf bir birleşmedir
zaman ve güzellikten dibe çökmüş kıl noktalı virgül
midemin bulantısı aldığım nefese kardeş
kendinden geçmece yada kendini kendinden geçirmece
şiir sandığım tahtaların altından burnuma tozlar
birbirine benzettiğim sıfırları temize çeker gibiyim..

ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI
YAZAN: Emre YAZAN

AHŞAP AH ŞARAP

Tahtalarda uyanan kokuya
Gece duyduklarını anlat
Zincirlerde üreyen
Gürültü kemirgen
Senin değil, sesin değil
Ağlama kokuya, duyma gördüğünü
Hayalin alnında beyazsa da
Gözlerinde kapkara
Uykusu gelir ;düşkünlüğün vakti
Yere bakar ayağım ; çocuğum
Girip koluna gidesim geldikçe
Kaybolur ormanın ünü
Toz aldı başımı dinlendim
Beni okşayan elleri unuturum sanmışsın
Tende akıp giden kanın donması
Durgun suda bakışın donması
Sonra suyun çizgileri, alnın çizgileri
Benzetmek eşitliğin yazgısında yok
Su akıp gitti gözyaşımı da alıp içeri
Bağışladım aklıma gelenleri
Giydim bir çul ölüden masaldan
Gittim ağaçların davetine
Kondum bülbülün şarkısına
Ağladım aklımdan gidenleri...

ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI
YAZAN: Emre YAZAN

KORDONLAR

Koynumda birikenleri
Uykuya varmadan
Sabaha taşımaya
Boynumda zehirden yara ;sabaha
Tenime gün dokundu tütünden
Tersine dönen parmaklarım yüzüme
Çıkmazdın yoluma nefesine söner diye ışığım
Öylece bir korkudan bir korkuya uyanığım
Doğumun kıyısında sayıklayan dalga
Batım bahar; baharat
Rüyama geldi kahven; tadacaktım
Rüyayı da dünyadan saydım..
Yeşilden yeşile yine de değişmekti;oyunun
karanlıktı..
Gözlerim renk renk ne renk?
Bilmem boşluğu, Acıktım havası
İlkel betonumda ideal işgali
Ayaklarıma yapıştı..

ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI
YAZAN: Emre YAZAN

MÜJDE

                                   
   Hayalimin sulara kandığı
   Tek bir odada dört duvarlı şimdi ki zaman
     
   Işığı içimde , uzağı korku değil
   Temiz elbiselerle tapınma ziyareti
   Ben geldim.....

   Taş sıcak , deniz sıcak
   Beklerken asırlar , arasında tutuştum

   İsmin geldi bir damla tuz olurmuş
   Yandı dillerim gece , öbür yanım gece

YAZAN: Emre YAZAN
ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI

SUSANOĞLAN..

cismim buradayken eşya olabilmek
zor ;harf harf dokunmak
kumdan pencerelere
ellerim insanlığın parmak izlerini
kaybederken evine dön
kabuğunda yolculuğun tuzu
gece lumbuzlardan mürekkep kıyılara
uzandığım yengeç tutunmalarım..
üstümü bu kez örtmüş babam
geldiğim yollarda izim yok;iznin
al yüzümü , tersini
uyuştum benden bahsetmeyesin
dişlerinin arasında kayalara taşıdığın
kayalardaydım..
aklımı üflemiş bu kez sevgilim
eski bir etekte gözyaşımı avutabilmek
rüzgarla kurur deniz
al benliğimi ,tersini
tutuştum söndürmeyesin
günlerinin arasında koynuma girdiğin
ölgün çarşaflardaydım..
uykumu dinlemiş bu kez annem
toprak altı, gerçek üstü
derilerden kazınmış mektuplar
gitti geldi hikayem med-cezir
bir sen oldum bir annen
al sütümü , zehrimi
lal oldum aldırmayasın
sabah olmasın diye geceme sığınırım
hem ben ölürüm ,hem ben olurum

YAZAN: Emre YAZAN

Biz kim idik ?

bilinmeze kanca
duvar bir boyutsa
saatleri boynunda asılı yolcular
gölgelere inanmaz iken;
eşyalarla aldatıldılar

gönlün hükümsüzlüğünde
geçtiğin bir ansa
ıslak ve sefil adımlar
başlar mı biter mi

uykun vakitsiz bir kral
beşikler terazi ise
sallanan düşündür
eğ başını; yüz sür

nefesine karışamaz artık rüzgar
aklın ellerinde bir duaysa
kerahat vakti
buluttan bir ihram kuşansın
yeni gelecekler...

YAZAN: Emre YAZAN
ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI

kesat - tezat

ortasında durdum şehrimin
bir hikayem olsun ister miydim
doğmak gibi güneş gibi
buralarda akşam vakti damlara çıkıp kedimle konuşmadan önce
şehirde urbamı giyip kalabalıktan bir şeyler anlamak
ya da birşeyler anlatmak;
fer ister şimdi gözlere perde ister
nasılsa iğrenmiştim güruhumdan kanımdan başlayarak
sokaklar sıcaktı epey etler donuksa da
ateşle buluşmadan önce
sonunda damda betonun sıcağına kavuşacaktım
kızıllığını arzulamadığım bir histeriye kapılmış
haritalarda bile üstümüzde duran kaşifler
kaçıyorum merdivenlerden meridyenlere
açık denizler,gemiler ya da yol üstü kaktüsleri
sineklerin gürültüsünde bile uyuyabilirdim
katıksız seyrime şehir kayıtsız
adem elması sefer sayılı keşif uçakları
ben yutkundukça şehrimin midesine iniyor

YAZAN: Emre YAZAN
ÇİZEN: Bedirhan PEHLİVANLI